CİHAN KOÇ

Kişisel mevzular...

Menü Kapat

Kategori: Kişisel

Ömrümden Uzun İdeallerim Var

Suna Kıraç tarafından yazılmış olan bir kitabın, bir yaşam öyküsünün kapak ismini yazıma başlık yaptım. Çünkü ibret almam gereken bir hayat öyküsü bu. (Henüz bu kitabı okumadım http://www.kitapyurdu.com/index.php?route=product/product&product_id=85545 Fırsat bulduğumda alıp okuyabilmek için bağlantısını burada kayıt altına alıyorum.)

Devam

Elif Karşısında Vav Olmak

Anne karnındaki bir insan sureti ya da secdeye varmış, acizlik makamında bir kul silüeti: Vav… Çileyle yoğrulmuş bir kulun edeple eğilişi, alnını seccadeye sabitleyişi, sıfır olup sonsuzluğa uzanışı… Hepsi “vav” ismiyle müsemma! Vav, adı söylenmeye bile çekinilen bir gizli sır, bir ağır emanet gibi kalpte saklanmış. Kalbe hayat veren müstesna sevgilinin sembolüne dönüşmüş, kâinatın ta ilk gününde. Allah’ın (cc) Vahid ismini, birliğini ve benzersizliğini, temsil etme görevini üstlenmiş. Ve Rabb’in kudretiyle yarattığı kâinatın yerini tutmak bir tek vav harfine nasip olmuş.

Vav, hayatın özeti bir nevi, yaşantısı Allah’a (cc) yakın olan bir kulun büyük sevdası, bir hattatın baş tacı her daim… Hat sanatının ilk öğrenilen harfi o. O yazılınca, diğerleri peşinden bir bir dökülüveriyor. Diğer bütün harfleri, kelimeleri bir araya getiren, eksik parçaları tamamlayan harf “vav”. Tıpkı ayrı duran hatları sımsıkı birleştiren bir çengel gibi… Bir de rahlenin önünde kendini vav çekmeye hazırlayan öğrencinin imtihanı. Çekilmesi en zor harf olduğundan bu. Koca bir kalp dolusu aşk, çok maharet, çok sabır istiyor.

Devam

35 Yaş Psikolojisi

Ömrünüzün başlangıcı belli belirsiz anılarla zaten geçip gidiyor. Daha sonra iyiyle kötüyü tam anlamaya başlar gibi oluyorsunuz, bu kez de büyüklere özenip bir an önce büyüme telaşına düşüyorsunuz. Anne veya babanızın yapabildiklerini bir an önce yapabilmek, onlar gibi olmak istiyorsunuz. Bir yandan da kendi karakterinizi arıyorsunuz o dönemlerde. Derken zamanı geliyor ve yetişkinliğin ilk adımı olarak ehliyet alıyorsunuz ve özgürlük hayallerinin başlangıcı üniversiteye başlıyorsunuz. Sonra ilk düzenli gelirinizi kazanmaya başlıyorsunuz mesleğinizi elinize almışsınız. Bu arada birilerini tanıyorsunuz, kimisi sizi çok mutlu ediyor kimisi de sizi çok üzüyor ama hepsi de hayatınızdan geçip gidiyor. Derken birisini hayatınızda en kalıcı yapmak için resmi adımlar atılıyor ve o günden sonra en yakınınız oluyor o birisi. Sorumluluğunuzun arttığını sanıyorsunuz, minik misafir gelene kadar ama anlıyorsunuz ki o minik yavrunuz geldiğinde başlıyor gerçek sorumluluklar. Her neyse…

Herkes için benzer olaylar yaşanırken ömrün neredeyse yarısı gitmiş oluyor. Bir erkek olarak sakallarıma beyazlar düşmeye başladığı 35 yaşımın bu güzel günlerinde aynaya her baktığımda görüyorum hayatımın serencamını. Geçmiş 35 sene ne kadar çabuk geçmişse (eğer Rabbim müsade ederse) gelecek 35 sene de aynı süratle gelip geçecek. Hatta enerji dolu yıllar zamanla azalarak yerini çaresizlik, zayıflık ve acizliğe bırakacak. Öyle ya, yaşlanmama ya da genç kalmanın çaresi yok.

İşte tüm bunlar her sabah aynada beyaz renkli sakallarımı görünce aklıma gelen şeyler. Geride ne kadar ömrüm var bilmiyorum. Ama sabahında gördüğüm beyaz sakallarım bana diyor ki; “Bugün çok güzel bir gün Cihan. Yarından daha güzel bir gün. Bugünün hakkını ver.”

Ben de elimden geldiğince beyaz sakallarımı dinliyorum artık…

Yeniden Merhaba!

Uzun bir aradan sonra bir şeyler beni tekrar bloglamaya geri döndürdü. Aslında hani insanın içerisinde bir şeyler sürekli durur ve insan onu bulup çıkarıp yapmadıkça hep bir şeyler eksik kalır ya, öyle bir şey sanırım… 3. kez geri dönüyorum bu adreste yazmaya ve bu kez sürekli yazmak adına bazı basit kararlar verdim:

1- Belli bir standartta ya da kurallar kapsamında yazmayacağım,
2- Kendime ve herkese faydalı olabilecek her türlü şeyi yazacağım,
3- Hiç bir içeriğimi kategorize etmeyeceğim,
4- “Fuck You Google” diyerek SEO ya da Google kuralları endişesi taşımayacağım,
5- Tamamen özgürce yazacağım,
6- Sürekli yazacağım…

Beni birileri tanımış ya da tanımamış pek umursamadığım için giriş yazımda ben buyum gibi laflar etmeden ve hatta bu sitenin herhangi bir yerine “Hakkımda” başlıklı bir yazı da yazmayacağım. Bunun yerine blogumu takip ede(bile)cek arkadaşların beni paylaşımlarım üzerinden tanımalarını tercih edeceğim.

Şimdilik ilk yazımı bu kadarıyla sonlandırmayı uygun görüyorum…

© 2017 CİHAN KOÇ. Tüm hakları saklıdır.

Tema yapımcısı Anders Norén.